La Deesse - Röportaj

Kategori: RÖPORTAJLAR 19.1.2012 tarihinde  Modazon tarafından eklendi
Etiketler: Moda ,Tasarım ,Parfüm ,Marka ,Ilgım S. Deliloğlu ,Birgül Ulucan Öztürk , La Déesse ,Röportaj

Parfüm tasarımında Türkiye'de ilk butik olma özelliğine sahip La Deesse, Nişantaşı'nda oldukça merkezi bir noktada yer alıyor. Farklı meslek gruplarına mensup iki arkadaşın ortak işlettikleri butik, yurtdışından farklı 18 markanın parfümlerinden seçtiklerinizi ve size en uygun olanları bir araya getirerek kendi "kokunuzu" yapmanıza imkan sağlıyor. La Deesse'nin mis kokulu butiğinde gerçekleştirdiğimiz röportaj sonunda bir de sürpriz öğreniyoruz. La Deesse butikte, Şubat ayı itibariyle parfüm tasarımı konusunda workshop çalışmaları da başlayacak:)

-Bize kısaca kendinizden bahsedebilir misiniz?

Ilgım: 1981 doğumluyum. 1998-2002 yılları arasında Kimya eğitimimi tamamladıktan sonra, 2003'te ISIPCA'nın uluslararası parfüm ve kozmetik programı olan EFCM'e kabul edildim. Paris'teki bir yılın ardından İngiltere Plymouth Universitesi'nde kozmetik ve kokulu maddelerle ilgili masterımı tamamladım. Uzun süreler parfüm/kozmetik sektöründe çalıştıktan sonra La Déesse'te parfüm tasarımına devam etmekteyim.

Birgül: 1980 doğumluyum. Üniversite eğitimimi Makina Mühendisliği alanında tamamladıktan sonra İngiltere’de İşletme master’ı yaptım. Türkiye’ye döndükten sonra yaklaşık 7 yıl IKEA’da çalıştım. Bu tecrübe bana bir markanın yeni bir ülkede kurulması ve bilinirlik oluşturmasının nasıl bir süreç olduğunu gösterdi. Uzun süre kurumsal hayatta çalıştıktan sonra, hayalini kurduğum kendi markamı yaratma şansını La Déesse’de yakaladım.

-Parfüm oldukça özel bir ürün, temeli nedir?

Ilgım: Parfüm yaşayan bir tasarımdır ve stilinizi tamamlayan çok önemli bir unsurdur. Siz odadan çıktığınızda geriye sadece kokunuzu bırakabilirsiniz..dolayısıyla çok kuvvetli bir iletişim aracıdır.

-Parfüm tasarım butiği işletme fikri, nasıl ortaya çıktı?

Birgül: Parfüm sektörününde şu anda hemfikir olunan nokta bu sektörünün geleceğinin niş markalar olduğu yönünde. Biz de bu sektörde, doğru yaklaşımın bu olacağını düşündük. Türkiye’de henüz niş markaların çok kısıtlı sayıda olması da bize fırsat olarak göründü. Tecrübelerimizi, tasarımla birleştirebilecek olmamız da bizi ayrıca heyecanlandırdı.

-İki arkadaşın bir ekip olması kolay mı? Nasıl bir deneyim bu?
Hem kolay hem de zor yönleri var, ancak önemli olan arkadaşlık ve profosyonel hayat arasındaki çizgiyi dengede tutabilmek.

-Bir marka olmaya nasıl karar verdiniz?
Aslında bir araya gelirken ikimizin de hayali buydu, bir marka yaratmak. Tabi bunun için uzun bir hazırlık dönemi geçirdik. Şirketimizi kurduktan yaklaşık 1,5 yıl sonra markalaşma çalışmalarımız sona erdi. Bu sürecin her aşamasında profosyonellerden destek aldık. Markanın görsel kimliğinin yaratılmasından tutun da, iletişim dili, verilen mesajlar, markanın vitrini olan mağazamızın tasarımına kadar herşeyin bir bütün olmasının ve aynı dili konuşmasına en başından itibaren özen gösterdik.

-Butiğinizin adı La Déesse, ilhamınız nedir?
La Déesse Fransızca tanrıça anlamına geliyor. Tanrıçaların ‘tek’, ‘herkes tarafından özenilen’, ‘gizemli’ yaradılışları bizim çıkış noktamız oldu.

-Butik açmak için neden Nişantaşı?
Nişantaşı’nın İstanbul’da alışverişin kalbi olduğunu düşünüyoruz. Markamızla anlatmak istediğimiz hikayenin önce Nişantaşı’nda anlatılması gerektiğini düşündük, çünkü burada alışveriş yapan kitlenin yeniliklere çok açık.

-Her kadın kendini özel hissetmek ister, parfüm de bunun en etkili yolu. Peki siz müşterilerinizin kendilerini özel hissetmeleri için neler yapıyorsunuz?

Öncelikle mağazamızda insanların uzun süre geçirmek isteyecekleri bir ortam yaratmak istedik. Sıcak bir karşılama ve gelen kişilerin kendilerini evlerinde hissetmeleri bizim için çok önemli. Mağazamızda ürünlerimizi tanıtırken, arkalarındaki hikayeleri ve parfümerlerin ilham aldıkları öğeleri paylaşmak müşterilerimizin aldıkları ürünlerle birlikte kendilerini de özel hissetmelerini sağlıyor.

-Dükkanınızda hangi markalar mevcut ve neden bu markaları seçtiniz?

Mağazamızda, Maison Francis Kurkdjian, Keiko Mecheri, Miller Harris, Ormonde Jayne, Robert Piguet, YS UZAC, Place des Lices ve Acca Kappa gibi kendi hayallerinin peşinden koşan dünyaca ünlü parfümerlerin niş markaları bulunmaktadır. Bu markalar, parfüme yaklaşımları, kokularının kreasyonu, kalitesi ve niş parfümeri dünyasındaki yerleri bakımından bizim de çok takdir ettiğimiz ve takip ettiğimiz markalardı.

Onların bizi seçmeleri konusuna gelecek olursak; bu markalar, kreasyonu yapan parfümerler tarafından kurulmuş ve yönetiliyor olmaları nedeniyle, ürünlerinin satılacağı lokasyonlar ve birlikte çalışacakları kişiler konusunda çok seçiciler. Markalarına özen gösterecek, marka kimliklerini zedelemeyecek ve değer verecek kişilerle ve kurumlarla çalışmayı tercih ediyorlar. Biz de bu süreçte her markamızla yüz yüze bir araya gelerek, iş planımız, pazarlama ve iletişim planlarımız, mağazamızın yeri ve aklımızdaki konsept ile ilgili sunumlarımızı yapıp, kendimizi tanıtarak bizimle çalışmaları için ikna ettik.

-Dükkanıza getirdiğiniz markaları seçerken kendi koku zevkinizden de yararlanıyor musunuz?

Bazı markalarımızın ürün gamının tamamını getirirken, ürün yelpazesi çok geniş olan bazı markaların ürünleri arasında bir seçime gitmek durumunda kaldık. Bu seçimleri yaparken, Türkiye’de en çok tercih edilen koku aileleri, markaların diğer ülkelerdeki best seller’ları ve kendi zevkimizi kombine ettik.

-Niş parfüm markalarınızın hedef kitleleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Niş markaları, parfüme bir sanat eseri gözüyle bakan, parfümün kişinin imza araçlarından biri olduğunu düşünen ve çoğunluğun tercih ettiği değil de kendini farklı hissetmek isteyen kişileri hedefliyor. Niş markaların parfümlerinin arkasında daima bir hikaye yatıyor. Parfümer tasarımı yaparken bir müzik senfonisinden, geçmişteki bir anısından, gittiği bir ülkeden yada sahilden yada bir kişiden etkileniyor. Bu da niş parfümleri, diğer parfümlerle karşılaştırdığınızda biraz daha ‘Haute couture’ konuma yerleştiriyor.
Ancak bunun ‘pahalı’ algısı yaratmaması bizim için çok önemli, çünkü tasarımdan bahsedildiğinde fiyatların çok yüksek olacağı gibi bir algı oluşuyor. Ancak fiyatlar hiç de korkulduğu gibi değil. Bizim mağazamızda parfümler 140 TL ile 505 TL arasında değişen bir fiyat yelpazesi ile satılıyor.

(La Deesse parfüm workshoplarının yapılacağı yer)

-Parfüm haricinde butiğinizde farklı ürünlerin satışı mevcut mu?
Butiğimizde kokusuyla fark edilen Tiziana Terenzi’nin oda kokuları ve mumları, Gianna Rose Atelier’in sabunları ve New York’tan getirdiğimiz The Laundress’in çamaşır temizlik ürünleri de bulunuyor.

-Parfümün özellikle tasarımından sonra şişelenmesi ve muhafaza edilmesi neye bağlıdır?
İçerisinde herhangi bir safsızlık olmaması gerekir, bunun için süzme ya da soğukla şoklama kullanılır. Bunun haricinde kimi hammaddeler zamanla renk değiştirir, bunun için koyu şişeler kullanılabilir. Muhafaza ederken ise parfümünüz direkt güneş ışığına maruz kalmamalıdır ve oda sıcaklığında saklanmalıdır.

-Parfüm tasarımı yaparken nelere dikkat edilmelidir?
Genel parfüm sektörü için cevaplıyacak olursak; tasarımı taşıyacak ürünün tarzı, kime hitap ettiği, nerelerde satılacağı, konsepti, yılın hangi döneminde lansmanının yapılacağı çok önem taşır.

-Bir kadın ya da erkek parfüm seçerken nelere dikkat etmelidir?
Parfüm üst, orta ve dip notalardan oluşur. Parfüm seçiminde mutlaka kendinize zaman tanımalısınız, parfümü sıktığımızda ilk kokladığımız ağırlıklı üst notalardır, daha sonra, orta ve dip notaları koklarız. Parfüme ise asıl karakterini veren orta notalardır, bunları koklamamız da 15-30 dk'mızı alabilir. Dolayısıyla karar vermeden önce üzerinize sıkıp 1 saat kadar değerlendirmeniz en sağlıklısıdır. Hammadde ya da içeriklerle ilgili karar vermek bazen yanıltabilir. Örneğin ben gül sevmem diyen bir kişinin, gül ihtiva eden bir parfüm seçmesi çok rastlanılan bir gerçektir. Unutulmamalıdır ki parfüm bir kompozisondur, tek hammadde ile değerlendirmek yanıltabilir..

-Parfüm kullanamayan kişilere önerileriniz nelerdir?
Alerji yapması veya alkol ihtiva etmesi gibi sebeplerden dolayı bazı kişiler kullanmayı tercih etmeyebiliyor. Alerjen içermeyen parfümler ya da katı parfümler bu kişiler için alternatif olabilir. Teninde parfüm kullanmak istemeyen kişiler için, mağazamızda kumaş kokuları, çekmece içi kokuları bulunuyor. The Laundress’in kumaş kokularının tasarımı parfümerler ile yapıldığı için son derece kreatif kokuları. Bunlar tercih edilebilir..

-Son olarak ulaşmayı hedeflediğiniz bir hayaliniz var mı?
La Déesse markasıyla ürün yelpazesi yaratmak şu anda en büyük hayalimiz.

Röportaj; Selin Çetinkaya & İlknur Şener  

KATKIDA BULUN

Fotoğraf Ekle!
Paylaş!